Yapım Aşamasında
İncesu'yun tarihi M.Ö. ki yıllara dayanmaktadır. M.Ö. XIII y.y. da Kayseri "Güzel Atlar Ülkesi" anlamına gelen KAPADOKYA'nın başkentidir. Roma döneminde eski Pers krallarından III. Ariarates zamanında halen kültürünün yaşatıldığı Kapadokya İncesu'yu da içine almaktadır.
O dönemdeki ismi SADOGORA olan İncesu ve NAZİANS diye adlandırılan Viranşehir Köyü, Kapadokya'nın önemli yerleşim birimlerindendir. Derebağda ve Viranşehirde bu yerleşim izlerini taşıyan kiliseler ve sapaller (küçük kiliseler) şekil ve motifleriyle günümüze kadar ulaşmıştır. Kırklar İni, kayadan oyma bir çok in, kaya mezarları yaşayan örneklerdir. Bu tarihi yerlerdeki motifler Ürgüp ve Göreme dekilere göre daha basit ve ilkeldir. Bu da İncesu'daki medeniyetin Kapadokya bölgesinden eski olduğunun delilidir. Nitekim bir müze görevlisinin 1993 de yaptığı araştırmada Kırklar İni içerisindeki kilisede bazı motiflere ve bu in ile Tenten İnleri üzerindeki taş oyma mezarlar üzerinde aşağıdaki şekillere benzer iki haç işaretine rastlanmıştır.
Bir taş parçası üzerinde bulunan haç işaretleri, bozulmuş olsa da kilise önünde olan işaretin Meydan Laruase cilt 5, sayfa 499 daki 12 adet HAÇ şeklinden hiç birine benzememesi çok ilginçtir. Bir dikkate değer yön de burada çok sayıda kayadan oyma mezarların bulunmasıdır. Bu araştırmanın ortaya koyduğu tespitler, "İncesu daki medeniyetin, Ürgüp ve göreme deki Bizans medeniyetinden daha eski ve ilkel olduğu" şeklindeki görüşümüzü teyid etmektedir.
Bir taş parçası üzerinde bulunan haç işaretleri, bozulmuş olsa da kilise önünde olan işaretin Meydan Laruase cilt 5, sayfa 499 daki 12 adet HAÇ şeklinden hiç birine benzememesi çok ilginçtir. Bir dikkate değer yön de burada çok sayıda kayadan oyma mezarların bulunmasıdır. Bu araştırmanın ortaya koyduğu tespitler, "İncesu daki medeniyetin, Ürgüp ve göreme deki Bizans medeniyetinden daha eski ve ilkel olduğu" şeklindeki görüşümüzü teyid etmektedir.
IX. yy. da Kayseri, daha önce ikiye ayrılan Roma İmparatorluğunun Bizans sınırları içerisinde kalır. Bu sırada Kapadokya yönetimi askeri valiliğe dönüştürülür. Türklerin Anadoluyu yurt edinmesine değin bu bölge Bizans'ın elinde kalır. Bu dönemden Beylikler dönemine gelinceye kadar İncesu'yun tarihi gelişimi hakkında mevcut kaynaklarda bilgiye rastlanmamıştır.
Beylikler döneminde İncesu'ya ilişkin şu tarihi bilgiye sahibiz: Yavuz Sultan Selim Çaldıran seferi döneminde Kayseri ve Bozok'a, Dulkadiroğulları soyundan Ali Bey'i yönetici olarak atar ve 1315 de Kayseri'nin de Osmanlı topraklarına katılması sağlanır. Olay şu şekilde ceryan eder. "Yavus Sultan Selim Çaldıran zaferi dönüşünde Kayseri'ye gelir. Göksun Maraş tarafında meskun Dulkadiroğullarını ortadan kaldırmak istemektedir. Bunlarla, Mısır Memlükluları kız alış verişiyle akrabalık kurulmuştur. Orda, tabii konumu ve su olduğu için İncesu vadisine çekilir. Burası otağ kurulması için de çok ideal bir yerdir. Vezir Sinan Paşa'yı Dulkadiroğulları üzerine gönderir. Sinan Paşa kısa sürede başarı kazanır. Kesilen başlarla İncesu'ya döner, başlar bir zafername ile Mısır'a gönderilir. Orda da İncesu'dan kalkarak İstanbu'a doğru yol alır. Tarih 15 Haziran 1515 tir. İşte Damardindaki Sinan Köyünün ismi buradan gelir."
Aynı olayı 24 aralık 1914 de İncesu Malmüdürlüğü yaparken Hakk'ın rahmetine kavuşan "Mir at-i Kayseriyye" kitabının yazarı Ahmet Nazif Efendi de doğrulamıştır.
Bu sırada İncesu ve çevresi Karataş Nahiyesine bağlıdır. Karataş Nahiyesi Yörük cemaatlerinin meskun olduğu nahiyelerden birisidir ve Dulkadiroğullarına mensup aşiretlerdendir. Karataş Nahiyesi bugünki İncesu ve çevresini içine almaktadır. 1500 tarihli nüfus defterlerinde Karataş cemaatinin bir diğer adı da "Bezircülü Cemaati" olarak geçmektedir. Bu bölgenin 1500' lü yıllarda tahrir defterinde 5512 alt